Archives Haziran 2020

Yol = Hız x Zaman / #ozanlayolda 46.Gün

by Salvador Dali

Benim adıma karantina süreci başlayalı 3 aydan biraz uzun bir zaman oldu. Bu sürede ne çok şey değişti kendi adıma, geriye dönüp baktığımda bazılarına çok şaşırıyorum. Fakat giderek daha iyi olduğunu ve bu durumdan memnun olduğumu dile getirmeliyim.

Bu dönemde algılarımız da ne kadar değişiyor farkında mısınız bilmiyorum. Özellikle kendisi zaten bir algı olan zamanın için olan yolculuğumuz giderek enteresan bir hal alıyor. Zamanın algısallığını çok basit bir şekilde anlatabilirim; bazen dakikalar saatler olur geçmek bilmez, bazen de günler haftalar hatta yıllar su gibi akar geçer.

Peki ya bu algı nasıl değişir? Neye göre? Kime göre? Geri döndüremediğimiz, bu kadar değerli dediğimiz zamanı nasıl verimli kullanabiliriz? Konu içini neyle doldurduğumuz ile alakalı. Yaşadığımız anlarda biriktirdiğimiz anıların bizim için ne ifade ettiğine bakarsak, zamanın hangisinde su gibi aktığında hangisinde bir kaya gibi üzerimizde ağırlık yarattığını bulabiliriz.

Hiç hazırlığınızın olmadığı bir sınava girdiniz ve sınav sorularına dair en ufak bir fikriniz yok. E üzerine bir de bu sınav hayatınızda önemli bir aşamayı geçme kriteriyse, diyelim ki üniversite sınavı… O zaman soğuk soğuk terlemeye merhaba! Ne o sınav geçer, ne siz o an başka bir çıkış yolu bulabilirsiniz.

Tam tersi açıdan, çok sevdiğiniz bir konsere gittiniz. Yıllardır beklediğiniz o sanatçı sahnede, hatta en önden izliyor, müziğin akışına bırakıyorsunuz kendinizi. Gece sonunda yüzünüzde bir gülümseme, üzerinizde tatlı bir yorgunluk, aklınızda keşke hiç bitmeseydi düşüncesi. Şimdi o anı düşününce anlıyoruz ki su gibi akmış geçmiş. Bu konu hayatımızın her alanında böyledir. Sevdiğimiz insanla vakit geçirirken o anın derinliklerine dalar ve zaten sevdiğimiz şeyi yaptığımız için  geriye kalanların hepsi keyifli anlar ve iyi kiler olur.

O zaman son zamanların trend konuları mindfulness, aydınlanma, canımız koçlar ne diyorlar “akışta ol”. E çözüm akışta olmak mı? Yok değil. O akışa nasıl baktığımızla alakalı bütün konu. Düşünsenize acı çektiğiniz bir akışta olmak… Ama o acının nedeni ney, sınava hazırlanmamak ya da o okula gidemezsen hayatın bitecekmiş korkusu, ardındaki sebebi yakaladığında asıl çözüme ulaşıyorsun.

Konu başlığında hız da vardı, neden bu kadar zaman? Gittiğimiz yol, hız ve zaman ile ölçülüyorsa ya yolun artması için ya birisi artarken diğeri sabit kalacak ya da ikisi birden artacak. Birinin azaldığı diğerinin üstel olarak arttığı durumda da artış gösterebilir, fiziğim iyidir ama çözüme odaklanalım karışıklığa gerek yok.

Eğer bir şekilde bu formüle pozitif yönlü etki edeceksek, ya geçen zamanı verimli kullanıp uzun zamanları su gibi akıtacağız ya da hızlı hareket edeceğiz. Aşırı hız yapmak her ne kadar adrenalin salgılatıp keyif verse de uzun vadede yorgunluk ve tehlike getirir. O yüzden hızımıza dikkat ederek, zamanı kullanmayı öğrenmek bence daha işlevsel bir durum.

Bu paragrafların özeti; olanı fark etmek, olana nasıl baktığımızı görmek, değişmesi gerekeni değiştirmek ve devam etmek. Zamanla hızı çarptığımızda uzun yollar alabiliriz. Bazen de bir bakarsınız başladığınız yerdesinizdir, yol ve yer değiştirme bu yüzden farklıdır. Uzun yollar alıp, deneyimler elde edip başladığınız yere geliyorsanız o zaman köklü değişimlerin vaktidir!

Yolda Yenilik Vakti! / #ozanlayolda 44. & 45. Gün

by Ara-Hrachya Hakobyan

Baktım konuşacak ve anlatacak şey çok, o zaman bu yolda bir yenilik daha gerekli dedim. Yazı serisine başladığımda aklımda olan internet sitemi hayata geçirdim. Blog olarak daha aktif kullanmayı düşündüğüm sitede zaman içerisinde iş portfolyomu ve farklı içerikleri de görebileceksiniz.

Hoşgeldiniz!

Hatay’da büyüyenler bilirler, arap kökenli bir ailenin evine gittiğinizde de evden ayrılırken de hoşgeldiniz derler. Bunun anlamı gelirken hoş geldiniz, hoşluk getirdiniz ve gittiğinizde de bize hoş geldiniz, hep hoş gelmeniz dileğiyledir.

Bir Adanalı olarak Hatay’da özellikle deniz kenarında İskenderun’da büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissederim. Farklılıkların bir arada bu kadar güzel olduğu ancak böylesine uzun yıllardır birlikte yaşayan bir kültür içerisinde gösterilebilirdi.

Son yıllarda hayatımızda olan ortak çalışma kültürünü büyüdüğüm şehirde yaşamış olmak büyük mutluluk. Bu nedenle hayatımın her alanında da aynı birliktelikleri aradım, bulamadığımda da kendim kurdum. Çünkü net olarak biliyoruz ki insan, sosyal bir varlık olmakla birlikte yürüyüşünde farklı bakış açılarına, desteklere ve yol arkadaşlarına ihtiyacı oluyor.

Elbette bütün değişimler insanın kendinden başlar. Kendini değiştiren, Dünya’yı değiştirir; kendiyle mutlu olabilen başkasıyla mutlu olur; kendini kurtaran başkasını kurtarabilir. Tersi durum bir karışıklık, bir yorgunluk, bir kırgınlık ortamı yaratır. Sorun yok, biz yola çıkarken zaten bu yol kendimize demiştik.

Kendimi dinlemek için genelde doğada olmayı tercih ediyorum. Doğada olmak bana heyecan verirken aynı zamanda ilham kaynağı da oluyor. Kendimi bildim bileli, deniz ile alakalı bir şeyler yapmaktan duyduğum keyfi en yakınımdakiler mutlaka bilirler. Sanırım bu yüzden en büyük hayallerimden birisinin bir parçası denizle alakalı.

Hafta sonu yüksek rakımlı bir yolculuktaydım, yazıların gelmemesinin sebebi de o oldu. Ekrandan uzak, hayatın gerçekliğinin tam da ortasında. Ve bir kez daha hatırladım ki, insan nasılsa geriye kalan her şey öyle. Sorun yaratan ya da olanda her neyse onda sadece problemleri gören bir düşünce sisteminden ötede çözümlere odaklanıp, nedenleri bulup nasılları keşfetmeli. Tam da bu noktadan sonra aaa hayat tam da istediğim gibi gidiyor demeye başlıyor insan.

Önümüzdeki günlerde hayatımda uyguladığım ve faydasını gördüğüm metaforları, yöntemleri ve pratik bilgileri daha çok paylaşacağım. Belki de sizin için de etkili olabilirler. Hala gerçekleştiremediğim hedefler var, en basiti staj yerini ayarlamak. Maillere, mesajlara geri dönülmemesi de bir garip. En azından olumsuz bir cevap alıp, ona göre hareket edebilsek keşke. Tamam şimdi nedenleri ve nasılları keşfetmem gerekiyor.

Tekrardan hoşgeldiniz!

Yol & Yolcu & Zaman Uyumu / #ozanlayolda 43.Gün

S&P 500 haftalıkta aşağı giderken, DAX bizi ne kadar etkileyecek diye düşünürken sayıların arasında geçen bir gündü. Herkesin aklında olan sorulardan birisi sahi ne olacak bu ekonomi? Gelin biz yine kendimize bir bakalım.

2015 yılında 4 arkadaşın ihtiyaçlarının ve hayallerinin buluşmasıyla ortaya çıkan bir girişime başlamıştık. O yıla göre bulunduğumuz yer o fikre pek hazır değildi. Tabii bunu yıllar sonrasında daha net anladım. Çünkü fikrin olgunlaşması, 2 defa yatırım alması sonraki yıllarda gerçekleşti. 2019 yılında ise fikrin benzerlerini aynı yerde görmeye başladık. Onlar için süreç daha kolay ilerliyordu.

Vizyonumuz bulunduğumuz zamanın ötesinde olsa da çevre, piyasa ve hatta biz o döneme uygun olmadığımız için yolculuk bize farklı şeyler öğretti. Bu kadar zamanın ardından dönüp öğrendiğim ve deneyimlediğim her şey için teşekkür ediyorum. Çünkü gün sonunda her şey olması gerektiği gibi oluyor.

Bir yerde bir şeyler yapıyorsunuzdur elbet. İnsanlar sizi anlamıyor olabilir, tepki gelmiyor olabilir ve hatta size olmaz diyenler olabilir. Kulaklarınızı tıkayın ve yolunuza devam edin. Eğer o an olmuyorsa başka bir şeyler öğrenmeniz gerekiyordur. Bir şeyi yapmanın sadece bir tek yolu yoktur. Ya daa… Hiç olmaması gerekiyordur?

Yolu Yol Yapan Şeyler / #ozanlayolda 42.Gün

Herkesin, her şeyin, her şirketin sahip olduğu değerler vardır. Bu değerler sınırlarımızda, tavırlarımızda, yaklaşımlarımızda yani bizi biz yapan şeyler olarak her anımızda etkiye sahiptir. Dönüp kendine değerlerim neler diye bir sormalısın tam da şu anda.

Dün çok düşündüm. Gündüz katıldığım toplantılar, dinlediklerim, özel hayatımda yaşadıklarım beni ciddi bir düşünce kaosunun içine soktu. Bu kaostan deniz kenarında gece 1’e kadar oturduktan sonra çıkabildim. Bu benim tanıdığım bir durum olduğu için çıkması da kolay oluyor.

Bunca düşüncenin arasında iki kavram o kadar kendini belli etti ki yazı kesinlikle onlarla alakalı olmalıydı. Vefa ve Minnet. Kavramsal olarak anlamlarından bahsetmek yerine hayatımızdaki yerleri ve etkileri benim için daha önemli.

Bize bir şeyler öğretenlere, sahip olduklarımıza, fark ettiklerimize, sunulan bütün fırsatlara… Birazdan kadeh tokuşturacağız gibi oldu ama söz konusu olan her ne varsa vefalı olalım. Bu bağlılık bizi iyi insan yapar. Ve minnet sanıldığı gibi küçük düşürmez kimseyi. Gönülden bir teşekkür alınan her şeyin en güzel cevabı olabilir. Yoksa sen de mi Brütüs?

Yolda Yolunda Gitmeyen Şeyler / #ozanlayolda 41.Gün

Dün hayallerden bahsettikten sonra gün içerisinde tekrar bu konu üzerine düşündüm. Geçmişe kısa bir yolculuktan sonra tam da bu zamanlara dair neler yapmayı planladığımı hatırladım. Ve evet, çok farklı düşünüyordum.

Kendimi bildim bileli iş süreçlerim dışında plan yapmayı pek sevmedim. Bu durumun benden aldığı şeyler elbet oldu ama yine de dün bahsettiğim gibi hayallerim için yaşadığım her anı dilediğimce değerlendirdim. Pandemi hepimize farklı açılardan değerlendirme yapıp, en azından ne yapacağımıza dair fikrimiz olması gerektiğini gösterdi.

Bireysel düzeyden, toplumsal düzeye kadar insanların ve kurum-kuruluşların nasıl etkilendiğini açık bir şekilde gördük. Çalışma düzeni bozulanlar, evde sıkılanlar, maillere geri dönemeyenler, mutluluğu karton bardaklı kahvecilerde arayanlar… Ve en temelde gördük ki, bir dönüp kendimize bakmalıymışız.

Kuantum düzeyden anlatmak isterdim ama karakter kısıtı. Olumsuzluklar hep olacak, herkes bir şey söyleyecek, imkanlar her zaman mükemmel olmayabilir… Planlar tutmasa da hayaller her zaman var. Bütün bu şartlarda neyin sorumluluğunu alıp, değişime katkıda bulunabiliyoruz? Cesaretin var mı değişime?

Yol İşaret ve İşaretçileri / #ozanlayolda 40.Gün

Fonetiği çok hoşuma giden kelimeler ya da kelime grupları vardır, bugünkü başlığımız da onlardan birisi oldu. Şöyle bir sesli okur musunuz, bakalım beğenecek misiniz? Pekiii bu bana ne anlam ifade ediyor hadi konuşalım.

Dün uzun zaman önce pasifleştirdiğim kendi adıma olan internet sitesini tekrardan aktif hale getirmek için çalışmaya başladım. Kullandığım araçlar daha önceki döneme göre her şeyi çok daha kolaylaştırmış. Bunu çok daha önce kendi kendime ve hatta kodlarını yazarak yapabilirmişim dedim kendi kendime. Bazen, bazı konularda çok geriden geldiğimi hissediyorum. Bazen de yıllar sonrasını görerek kararlar verdiğim.

Sürekli kararlar alıyoruz ve bu kararları alırken mutlaka bir şeylerden etkileniyoruz. Bu karar mekanizmasının bir matematiksel modeli var gibi, tam olarak modeli oluşturabilirsem haber veririm. Bu modeldeki karar kriterlerine bakmalı insan. Neye göre, kime göre, ne için, neden… Bunlar genel ama işlevsel sorular aslında.

Pazarlamanın bilinçaltı düzeyde bizi etkilediği, her hareketimizin verisinin toplandığı, sosyal medyanın sunduklarının içinde yaşadığımız bir ortamda sahi verdiğin kararlar ne kadar senin? Peki ya sen kimsin?

Hayalle Yolculuk / #ozanlayolda 38. ve 39.Gün

Eşya taşıma, kalanları sadeleştirme derken ciddi ciddi yorulmuşum. Pazar günümü uzun uzun dinlenmeye ayırdım ve internet ortamında pek vakit geçirmedim. Hoş LinkedIn dışında sosyal medya kullanmayı bıraktığımdan bu yana ekran başında geçirdiğim süre çok azaldı.

Bugün bir yolculuğa hayallerin ne kadar etkisi olduğundan bahsedeceğim. Nisan 2015 yılından bu yana her sabah kalktığımda beni motive eden bir kağıt var. Tarihi de hiç unutmam çünkü InnoCampus‘ün ilk gününde Behice Ertenü Hocam ile yaptığımız bir çalışmanın sonucunda bana her sabah 10 yıl sonra, üzerinden 5 yıl geçti kaldı 5, nereye gitmek istediğimi ya da neler yapmak istediğimi anlatan ve hatırlatan bir kağıt.

Kendimi bulduğum bu çalışma ile 5 yıldır bütün yaptıklarımda hayallerimin enerjisi var. Her şey mantıklı olmalı diyenler rahatsız olabilirler, kusura bakmayın ama Einstein bile hayalin gücünü bu kadar vurgularken dönüp bir kendinize bakmalısınız. Elbette sadece hayal kurmamalı insan, hayal ona dair yürüdüğünüz yolda daha da anlamlı oluyor.

Hayal edin ve yürümeye başlayın. Sahip olduğunuz durağan enerjiyi, hareketli hale getirin ki sonuçlarını yaşamaya başlayabilesiniz. Hayallerinizi de herkesin bilmesine gerek yok, sonuçta sizin hayatınız.

Yoldaki Dönemeç / #ozanlayolda 37.Gün

Tonlarca anı, anlatılacak yüzlerce hikaye… Yeni bir başlangıç olacak bir son daha.

Dünü özetlersek böyleydi diyebilirim ama dün tam olarak 8 seneyi kapsıyor. 8 sene önce tercih sıralamasında yaptığım yanlışlıkla kazandığım Adana yolculuğumda 7 yıldır yaşadığım evimde son günümdü.

Bir Adanalı olarak Adana’ya üniversite eğitimi için dönmek başlı başına enteresan bir durum olmuştu en başında. Hayatımdaki Adana kısmı henüz tam olarak bitmese de evimdeki eşyalarımı toplarken geçmişe kısa bir yolculuk yaptım.

Anı kutumda biriktirdiğim eşyalar, hediyeler, yazılar yine yerini koca bir “iyi ki”ye bıraktı. Paylaşılan anlar, çalışılmayan ders notları, hobi malzemeleri, ilk girişimimin evrakları, yaptığım işlerin afişleri, kitaplarım… Adana’da çok şey öğrendim, bana çok şey kazandırdı, acıyla aldığı da oldu.

Bütün bunları hatırlamak, bunca insanı tanımış olmak, anılar biriktirmiş olmak benim için paha biçilemez. Her anıyla farklı tatlar barındıran bir dönem oldu bende. Belki de bunu farklı bir şekilde değerlendiren bir yazı ile anlatmak gerekir. Şimdi bu yoldaki dönüş tamamlandı, uzun bir düzlük var. Biraz hızlanalım mı?

Yol Yoğunluğu / #ozanlayolda 36.Gün

Korona, pandemi, karantina derken günlük alışkanlıklarımız fazlasıyla değişti. Bu durum öncesinde çok sık duyduğum bir cümle vardı; çok yoğunum. Açıkçası bunu her duyduğumda biraz sorgularım.

Bu konuya dair yaşadığım bir olayı anlatacağım. Geçtiğimiz günlerde Dubai’de yaşayan bir arkadaşım bir konuda yardım istedi ve o konuya dair konuşmamızdan sonra sana yazacağım tekrar diye belirtti. Bunu hepimiz yaşamışızdır, arayacağım seniler, döneceğimler, şimdi çok yoğunumlar… O geri dönüş hiç gelmez. Ama dün akşam arkadaşım tekrar geri döndü ve uzun keyifli bir sohbet ettik.

Eminim ki hepimizin hayatında çalışmakta olduğu konular, belirli sorumlulukları, kendince sorunları, kişisel hedefleri var. Ama gerçekten çok mu yoğunuz? Üzerimizde gereksiz bir yük olabilir mi? Ya daaa bambaşka bir açıdan, görüşmek istemediğimizi dile getiremeyip farklı kılıflarla cevap vermeyi nezaket sayar mı olduk?

İnsanın istedikten sonra bir yol bulabileceğinden eminim. O yüzden birisine vakit ayırmak istediğimizde mutlaka bir fırsatını bulabiliriz. Şimdi çok yoğunum ama zaman da algısal bence. Sizce?

Yol Durumu / #ozanlayolda 35.Gün

Sayılarla dolu bir günün ardından kulaklarımda 70’s-80’s esintileriyle geçtim ekranın başına. Değişimler giderek hızlanırken hepimiz farklı arayışların içerisine girdik.

Kendi kendine bir şey öğrenmek çoğumuza daha zor geliyor. Bu yüzden bir yol gösterici, bir öğretmen, bir anlatıcı arıyoruz. Genelde arkadaş çevremde en çok konuştuğumuz konulardan birisidir yol gösterici olmak. Yaptığı işle, karakteriyle, duruşuyla bunu harika yapan insanlar tanıyorum.

Bu zamana kadar edindiğim deneyimler her defasında bana Ramtha’nın sözünü hatırlatıyor; öğrenci hazır olduğunda öğretmen ortaya çıkar. Bu yüzdendir ki hazır olmayana bir şey öğretmeye, anlatmaya çalışmak insanı sonuçsuz bir çabanın içerisine sokuyor.

Diğer türlüsü öyle mi? Her şey ne kadar rahat. Bir şeyler öğrenmek, fark etmek için bütün benliği ile dinleyen birisi var karşında. Bir de sessizce izleyenler vardır. Henüz cesaretini toplayamayanlar ama yaptıklarınızı izleyenler. O yüzden belki de sizi izleyen birileri vardır?

Visit Us On YoutubeVisit Us On LinkedinVisit Us On Twitter